neokorteks yüzünden artış gösteren sorularım

Bazılarımızın çaktığı üzere, beyin çok ilginç bir yer. O kadar ki bazıları ‘ben bilmem beynim bilir’ diyerek geçiştiriyor kararlarını ve hayatını. Bazılarımız için bir yer değil, nesne, bir başka deyişle orada uzaktaki köy, o yüzden de beyinle münasebetleri sadece onu işaret eden parmak üstünden olabiliyor. İşte, ne büyük kayıp.

Ders hazırlamaktan, ders anlatmaktan, uyumaktan, fotokopi yapmaktan, burs başvurusu yazmaktan, banyo yapmaktan, diş fırçalamaktan, biber dolması yapmayı denemekten, mutfakta elimi kesmekten ve vitaminlerimi almaktan kalan zamanda müzik ve gençlik coğrafyası odaklı araştırmama gri alanlar eklemekle meşgulüm.  Az önceki cümlede hayatımın hiyerarşisi vardı, ama bazı basamakları atlayarak ilerliyorum -veya düşüyorum-. Çoğunluk için çok makul bir yol yordam değil, çünkü sanat diyince, hele de Ortadoğu ve Balkanlar diyince, odak etnomüzikolojiye kolayca kayıyor. Müzik ve kimlik tartışmak, kolay lokma. Müzik ve kentsel mekan çalışmak konvansiyonel veya elbette çok normal.  Sanat diyince görsel sanat anlamak ve müziği sanki başka bir şeymiş sanmak hele, çok mantıklı ve beklenen bir durum. Türkiye’nin müziği diyince  (a) belli bir yeri sabitleyip özünü bilecekmişiz sanmak, (b) kırsal-kentsel, çevre-merkez çatışmalarını düşünmek çok anlamlı (Müslüm Gürses’in de kapıdan çıkışıyla artan müzik videosu paylaşımlarının bu cümleyi kurmamda etkisi yeterince büyük değil, zaten aklımdaydı). Evet işte, anlamlı ama eksik.

Sanat coğrafyası çalışmayı nöropsikoloji, beyin, bilişsel mekan ve deneyim çalışmamı mümkün kılıyor diye seviyorum. Olanla değil olmayanla yetiniyorum, bir sorun mu var? Muhtemelen tezimde bunlara istediğim kadar yer veremiycem, çünkü hiçbir yeni şey bilmiyorum ve söyleyemiyorum. Gelelim yukarıdaki vidyoya: Sanattan girip hiyerarşiden çıkmayı gururuma yediremedim çok.  Ne anlıycam sanattan? Mantıklı yoldan sapma mı? Sırf güzel ve yaratıcı diye neşeli mi oluyor? Yaratıcı zımbırtılar, kafamızın içindeki fazla derin bir çekmecenin suçu mu? Neden Kurzweil’in hiyerarşi yaratan beyin modeli bana basamakları andırıyor ve ben bunu sıkıcı buluyorum? Zeka, daha fazla hiyerarşi yaratmaya yarıyorsa, bu daha fazla mesafe demek değil mi? Mesafelerin kaybolması için illa ölmemiz, kapıdan çıkmamız ve kapıyı yıkmamız mı gerekiyor? Bilincimizden vazgeçmeden boşluksuz yaşayabilecek miyiz? Ne kadar çok basamaklama, o kadar çok ayrıntı, o kadar çok zeka, öyle mi? Ne diyorsun Derrida? Ben bu hiyerarşilerin mesafesine takıldım.

Reklamlar

One thought on “neokorteks yüzünden artış gösteren sorularım

  1. Laçinciğim,
    Konun hayırlı olsun! Pek güzelmiş, pek nefismiş.
    Konuları masaya yayıp balıklı rakılı sohbetler versin yarebbim bize.
    GIS öğrenmeye çalıştığım (ve de muhtemelen vazgeçmek üzere olduğum) şu günlerde kafayı analiz ile bozduğumdan nasıl bir analiz yapmayı düşündüğünü sormadan geçemeyeceğim. Soru yaza Türkiye’de konuşulmak üzere açık kalabilir tabii gayet 🙂

    Öptüm!

var yorum?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s