kendi ülkemin, kendi şehrimin meydanlarına ne yapılacağına ben karar veremiyorum, temsili demokrasi sayesinde beni susturabiliyorlar.

Tıpkı en yakınında, en sevdiği annesinden babasından gelen fiziksel şiddetin çocuğun ruh sağlığına açtığı onulmaz yaralar gibi, kendi hükümetinin kendi yöneticilerinin kendi halkına açtığı bu savaşın yara izleri kapanmayacaktır. Bugün ülkenin tüm kentlerinden yükselen insanları kör eden, kalp krizi geçirten, öldüren biber gazlarının, insanların kemiklerini unufak eden tazyikli suların yaraladığı şey sadece beden değildir. Ve ruhsal yaraların izleri beden iyileştikten sonra bazen ölene kadar bizleri etkiler. Biz psikiyatristler bu yaraları kapatamayacağız, kapatmayacağız.
HÜKÜMETLER;
ADİL ŞEKİLDE YÖNETMEYİ VADETTİKLERİ İNSANLARININ TALEPLERİNİ TIPKI BİZ PSİKİYATRİSTLER GİBİ DİNLEMELİ, DERTLERİNİ ANLAMAYA ÇALIŞMALIDIR,
KENDİSİNE YÜKSELEN İTİRAZLARI BİBER GAZLARI VE TAZYİKLİ SULARLA BASTIRAMAZ, KENDİ VATANDAŞLARINA ÖLÜMCÜL ŞEKİLLERDE SALDIRAMAZ!
Yukarıdaki alıntı Türkiye Psikiyatri Derneği’nin sayfasından.
Türkiye’ye yaz için döndüğüme hayıflansam mı, hayıflanmasam mı; araştırma sorularımı gözden geçirsem mi, yoksa geçirmesem mi, dayak yiyen sokaktaki insan figürlerini izlesem mi, sokakta dursam mı, çekip gitsem mi, kendinden geçmişçesine dayak atan, panzer süren, şiddet uygulayan güvenlik personelinin maaşını benim vergilerimin mi yoksa nihayetinde bir vekilin mi verdiğini, yoksa sistemin bizden ayrı takıldığını düşünerek öfkelensem mi diye geçen birkaç gün geride kaldı. Siyasi iktidarın kendi yurttaşına şiddet uygulayan kollarını birkaç gündür televizyonda filan izleyemiyoruz. Onun yerine amatör kameralar, amatör haberciler, tweetler ve benzeri yerlerden öğrenmek mümkün. Ulusal görsel-işitsel basın organları sağlıklı beslenme ve diyet programları yapmaya devam ediyor. Dayak yiyorsanız, canınız yanıyorsa, 3. kattaki evinize sokaktaki güvenlik görevlisi cop ve plastik mermi fırlatıyorsa, bu rahatlığı ve rehaveti açıklamak mümkün değil. Mesela, köşe yazarlarından sanat yapanlar oluyor, birleşenlerden ayrılanlardan bahsediyorlar; siyasetçiler, evinize dönün, sakin olun gibi çağrılar yapıyor, orantısız güç kullananları cıkcıklıyor, orantısız gücünü kullanan kamu görevlilerinin barışçıl olmayan tavırları da olduğunu kabul etmek istemiyorlar. Gezi Parkı diye, ağaç diye amma da galeyana geldiniz, diye düşünerek kanaatleri kaale alınmayan insanları halen hafife alıyorlar.  Facebook’tan takip edilen görüntüler, yorumlar ve yanıtlaşmalara bakılırsa bunu yalnızca siyasetçiler yapmıyor; kanaatlerinin kaale alındığını düşünenler şiddeti onaylıyor, beğeniyor, kutluyor, bir insanın üzerine sokakta gösteri yaptığı için başka siviller veya polisler tarafından araç sürülmesini doğal karşılıyorlar ve araçlara, mala verilen zarardan üzülerek bahsediyorlar. Görünen bu maalesef. Olan bu değilse, görünenin olandan neden farklı olduğunu bir babayiğidin takım elbiselerinin üstüne çıkarak açıklaması gerekiyor.
Reklamlar

var yorum?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s