Alana yolculuk (vol. 2) : sabırsızlık

Motoru çalıştırıp yola çıktıktan sonra arabanın kapısını kapatan inançlı insanların ve şeritsiz yolların ülkesindeyim. Tekrar. Hoş mu geldim, yoksa nahoş mu, bilmiyorum. Ama duyuşsal coğrafyamızın şeritlerini (haha, ironiye gel) bulmak ve bu konuda yazıp çizmek için gayet faydalı bir yerdeyim.

Sabırsız ile huzursuzun karşılaşmaları

13 saatlik uçuş, 28 saatlik havaalani macerası, çok uykum olduğunu belirttiğim halde durmadan soru soran yan koltuktaki Polonya asıllı Kanadalı yolcuyla denizaşırı uzun saatler (nerde okuyosun, niye okuyosun, çok zeki olmalısın, gelecekte nerde yaşayacaksın, Amerika’da kalacak mısın, kocan nerede, bu öndeki çocuk bizi uyutur mu dersin vb.), Almanya uçuşunda herkesin 20 kilo el bagajı sayesinde 6 kiloluk küçücük çantaya yer bulamamam, benim yerime oturan yolcunun bilet numarasını sordum diye bana bozulması, dahası Alman hostesin ‘canım ne var, burası A şurası B’ demesi, çantamı da ‘ayağımın altına koyuversem hiç bişey olmaz’cı tavrı (sanırım alışmışlar Almanya dönüşlerine), yurda giriş yaptıktan sonra koltuğumdan çıkmamı 3 saniye bekleyemeyip (halbuki ben ülkeye giriş yapmak için kaç saattir sabrediyorum) beni tepikleyip geçen uçak yolcusu ve benim ‘oğğ yoo ben iyice yabanileşmişim bzim kendi telaşlı uygarlığımıza’ diyerek ufak şiddette sarsılmam, pasaport kontrolde çizginin başında beklemekle o sırada başka pasaporta kaşe basmakla meşgul memurun dibinde beklemek arasında fark görmeyen asık suratlı amcanın benim de sıramı çiğneyip önüme geçmesi ve herkesten önce o sıradan geçeceğine olan inancı -hala sakinim-, havaalanında nasılsın demeden önce gel bak seni kimle tanıştırıcam diyerek komşusuyla tokalaştırıp heyecanla bir şeyler anlatan annem, bir nevi adak adadığım doğumgünü pastamı gecikmiş olarak yemeye gittiğimiz pastanede garsonun bahşiş almadan bıçağı vermemesi ve pastayı kesememem, ben ‘elden ele bıçak alıcaz şimdi, acaba nasıl olacak…’ diye batıl inancımla savaşırken onun para istediğini anlamamam, ilk verilen parayı beğenmemesi (kesmez o efendim), istenen minimum parayı verip bıçağı aldıktan sonra sanki evleniyorum ve dünyanın en zengin insanı benmişim de ota boka para dağıtıyormuşum hissinin beni sarması (tek isteğim masumca pastamı yemekti), ertesi gün anneannemi ziyarete gidince kapıyı açtığında aynı katta başkaları var diye sevinç göstermekten geri durması ve bana bi beş dakika şaşkın şaşkın bakması, evdekilerin her sorana ve sormayana nasıl fena bir jet lag yaşadığımı uzata uzata anlatması ama ardından ‘hadi çok uyudun, geldiğinden beri uyuyorsun, tembelliğe alıştın’ (!?!?!$&@”\~<#}*) diyecek kadar jet lag kavramına yabancı olmaları… Böyle tatlı tatlı yazıyorum ama…. Bir de bana sabırsız, aceleci, heyecanlı derler!

İnançlı vitaminler

Mayis sonunda adeta firtinanın içinde kalmış gibi ne olduğumu şaşırarak gözlemlediklerimiz volume 1’miş meğer. Bazı internet kaynaklarının Gezi 2.0 olarak addettiği olaylar olaylar dönerken bu kez sakin olayım dedim ve bir gözümü televizyona çevirdim. O da ne? İki kadınla birden evlenip birine mobilya alan adam kaybolur ve olaylar gelişir (tabii ki Müge Anlı). Öte yanda : Sapık derecesinde sakin bir psikiyatrist Mevlana’dan bahsediyor, kadınlarda kıskançlık normaldir diyor ve gerçek aşkın formülünü veriyor (kaçırdım orayı, çay içiyordum). Bir başka karede sebzelerin ve meyvelerin mevsimsel avantajları Allah tarafından bize bahşedilmiştir (yoksa domates niye domates olsundu, karpuz olurdu) diye kanaat bildiren sunucu, programın geri kalanını da Allah’ın inayetine bağlıyor. Hangi protein neremize yarar, hangi otu neremize sürmeli, hangi duayı neremize okumalı. Bunları izledim ekranda, hiçbir şey katmadan alıntıları not düşünce böyle bir tablo çıktı. Çaresizlikten çare doğurmak mı bu? Yaratıcılığı mutfak malzemelerini oranlamaktan ibaret sanınca aslında, idealist bir yaratma kavramına teslim mi olunuyor? Yeni nesle, annelerinden yola çıkarak bu soruları sormayı planlıyorum. Alıntı yapmak yaratmak mıdır, yoksa daha önce bir kere ortaya çıkarılmış bir şeye yapılan eklemeler ne kadar evcilik oyunu seviyesinde olursa onkadar mı iyi? İcat çıkarmadan yüce bir gücün sunduğunu kabul edereke tevekkül konusunda yeni nesil neler düşünüyorlar acaba? Bazen soru sormamak, susmak iyiymiş, öyle diyor evdekiler. Saf mı yanlış mı olduklarından emin değilim.

Bir diğer karede, mutasavvıf olduğunu öğrendiğim bir kadın tövbe etmenin günahları alt ettiğinden bahsedecek, ama fazla iyi niyetli sunucu zırvalamayı kesip izin verirse. Sunucu bitmeden, yanımdaki en gönülden bağlı izleyici -annem- lafa giriyor: çok modern bir kadın olmanın erdemleri, televizyon programına eklemeler, din biraz daha din, hatta biraz daha din, bana bir şeyler anlatmaya çalışıyor, ben de bilerek defalarca öldürenlerin tövbe durumlarını soruyorum yanımdaki uzmana. Özür dileyince geçermiş. O sırada paralel evrende bir bakan, biber gazının kimyasal olmadığını savunuyor; sanırım E330 olsaydı durumlar değişirdi; hele göksel bir inayetle biz yiyelim ve süper olalım diye bahşedilmiş enavi çeşit ot bit vitamin mineral gaz toz ve para… bunlar birer rastlantı ve dahi kimyasal hiç olamaz. Neyse ki, şişme Noel Baba oyuncağının sünnet edildiği haberi ile fantazi dünyam dolup taşıyor ve televizyona ara vermem gerektiğini anlıyorum. Geç buldum, çabuk kaybettim. Sağlık olsun.

Sakin olmanın faydaları

Muhteşem 2013’ün sonunda uykusuzluk çekmesem, kabuslar görmesem bir şey eksik olurdu. Geç kalınan, yetişilemeyen yerlerle dolu kabuslar uyanık saatlerime neşe katarken, sadece nasılsın diyenlerin kafamda tetiklediği ‘durum değerlendirmesi ve bu sene sağlığımı hiçe sayıp halen yapamadıklarım’ başlıklı makaleyi bitirmeye karar verdim. Sakinim işte. Bir şey eksik ama ben tamamım diyebilen biri kadar sakinim. Kervan yolda düzülür diyenlerin topraklarındayım, sabırsız gençlerin ve sabırsız yaşlıların arasında, bir taş kadar sakinim. Bir de uykuya dalabilsem..

Reklamlar

var yorum?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s