Temmuz baslasin mi?

Resim

Efenim yeni bir ay daha basladi bitmeye. 3 yil once Amerika’da doktoraya baslarken can sikintisindan basladigim zirtapoz bir gelenegi devam ettiriyor ve bu ayi da mis gibi bir kahveyle açiyorum. Açil! Önce zaman fazla hizli akiyor diye dur bari zamanin bazen benim hizimda geçtigini anlayabileyim, diyeydi. Anlayayim ki diger hiza ayak uydurabileyim. Çunku tepisenlerden kacayim da sakin, tozlu Orta Amerika kasabasina siginayim derken fir donen kurenin yemyesil ortasina dustum iyi mi?! Her gun sahne degisiyor isle ilgili. Uyku duzenimin canina okuduktan, geceyi gunduz, gunduzu daha da gunduz yaptiktan sonra, bir ay daha gecti, bitti, hala devam ediyorum, hatta dur ya niye devam ediyorum, hee evet bir amacim vardi, diyeydi. Her yeni ay paraya kiyilip içilen, keyif yapilan, isi gücü yetistirirken nesemi kaybetmedigime dair bir latte. Ayni okulda doktora yapan baska bir Turk arkadasin dedigi gibi, biraz da paranin varligindan hosnutluk diye; paralaninca latte içilebilir, para suyunu çekince su veya sade kahve. Ben buna kalp kirikligi yasarken cevizli bademli afili havali fazla renkli çaylar içmeyi ekliyorum. Onemli bir sinavdan, toplantidan once sinirlerimi sakinlestirmek adina yesil çay içmeyi de ekledim gitti (General Iroh’u bilenler bunun sebebini de anlayacaktir.). Bu, romantik, koselere kistirilmis insanin çeşit seçme hakki kaygisi degil ama. Her ay biterken ayni seyi yineliyordum: Rahatimi birakip, kolay olani birakip oralara buralara yollar teptigim için, uçuk, olmaz gibi gorunen bir hayalin pesinden kostugumu kendime yineledigim için, bütün bunlara ek olarak kenarimdan bir sesin -ama biriyle beraber kosuyor olsaydin ayni isin pesinden, o asla uçuk gelmezdi! demesi uzerine -eh hadi o zaman bir kahve içeyim de kendime geleyim çabasiydi. Aa dur ya, yoksa en bir romantik kaygi miymis bu?

Kahve kentte statunun iyi bir gostergesi. Statusu olan car car car bagirir mi ayagima basiyorsunuz diye, o ayri bir soru. Ama kahve sinsi bir statu imleci. Geçen sabah Uskudar / Salacak’ta kahvaltiya diye gittigimiz yerde KopiLuwak satildigini gorup de uçuklamamiz gibi. Demek ki tek uçuk olan benim isler degilmis… Besyuz liracik ödeyip içen var midir diye tam dalga geçiyorduk ki içen varmis, ogrendik. Al. Kapak bize. Yahu, o sahil ki Elvis fotografi ustune kirmizi keman koyup her aksam sizlerle canli muzik gibi seyler sunan yerler var. Kopi Luwak. Doğayla butunlesmenin pahali bir yolu. Bir de…Jack Nicholson ile Morgan Freeman o filmde oynamayacakti, ah o is olmayacakti.

Neyse, sabah kahvesi içiyorum ayagina habire fal kapatmak da yine bir statu cagrisidir. Falima bakilsin istemiyorum, ben bu kahveyi zevk-u nese için içtim, baska beklentim yok demek de cesaret ister. Ruhun derin gorunen sig sularinda takilmadan da o kahve içilebilir. Siyaset ve kahvehane tarihiyle ugrasan arastirmaciya tokat gibi bir sey kahveyi “7 gune kadar bekledigin haber gelecek” diye sinirlamak. Sinirlayayim derken yeni umutlar, kapilar, çikmalar çikarmak da mumkun. Yasamak ve yerlesmek kavgasi verirken bazisi, bir yanda kahvenin sonunu yuzeysel bir sehvet ahlakina baglarsan ne olur?

-konustugun çocugu goruyorum burada.
-e?
-konusuyor.
-ya!
-baskasiyla konusuyor. Çenesi dusukmus de.

(Ps.Benim baktigim fal bu kadar oluyor)

Içtiginiz kahvelerin sonu boyle olmasin diye, yanina taze meyveli kekler alin, alin da öyle için. Atismaniz kisa surmesin, içinizde kalmasin, romantik olmasin, son yudumuna kadar gerçek olsun. Hatta keki kahveyi paylasin, ayni mekani paylastiginizin kaniti olsun.

 

Reklamlar

var yorum?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s