Sesli düşünüyorum

image

Gayet yabanci biri kendini kafamdaki muhabbete orta yerinden dahil edip pat diye sorular sorduğunda yüzüne kolonya sıkılmış kedi gibi tıslayasım geliyor, insan sevmediğimi hatırlıyorum. Gayet yabancı biri gözümün içine sanki beni on beş yıldır tanıyormuş gibi bakıp, “neden bahsettiğimi biliyorsun ya, geçen de aynısını konuşmuştuk, biliyorum senin de ne düşündüğünü” der gibi doğrudan iletişim kurmayı başarırsa da sinir oluyorum. Birincisi, elbette biraz kıskanıyorum; tanımadığına bile güvenen biri çünkü, belli. Hazla konuşuyor, korkusu yok, altedemezler o insanı. İkincisi, hayranlık duyuyorum; kocaman, kendini yaratan bir sesi oluyor genelde çünkü, insanın işi gücü, korunma mekanizmalarını, yemek hazırlamayı, dırdır etmeyi bırakıp onu dinleyesi geliyor, çünkü haz duyarak konuşuyor. Sadece sevdiği için bir işi yapıyor. Önce babaların, sonra annelerin, sonra da büyük abilerin parayı, hayatta kalmayı ve işkembeyi kollamayı öne sürerek kendine-saygıyı taciz hareketinin aksine gidiyor, sevdiği için yaşıyor. Deviren bir hareket yani nereden baksan.

Dün böyle bir insanla karşılaştım. Üç saat boyunca acaba ben bu insanı nereden tanıyorum diye düşündüm, tanışıyormuşuz gibi bakıyor, yorum yapıyor, bir şeyler anlatıyor, ama tanışmadık; ama bir tavrı var ki e çok tanıdık, kimi andırıyor diye kafa yordum, yok andırdığı kişi çok yakın, ama göremiyorum; bazen karşılaştığımız insanlar ayna etkisi bırakıyor, ulan o zaman bu ben miyim, ama bana benzemiyor; derken filmin sonuna doğru bir kahkaha koyverdi, dedim ben bu adamı tanıyorum, bu benim kahkaha. Birkaç ay önceki oda arkadaşımın tepkisini tetikleyen şu yüksek kah-kah-kah: “ya işte biliyorsun kızlar yüksek sesli gülerse şuh kahkaha filan atarsa öyle kızlardan gibi anlaşılıyor ya, ben tabii ki onaylamıyorum öyle düşünenleri de, işte genelde öyle kısıtlıyorlar.” sözleriyle amma da yüksek sesli gülüyor, bütün dişleri meydanda!diye muhtemelen farkına varma ve alışma sürecinden geçen oda arkadaşımı… Neyse işte, bu benim kahkaha, yanımdaki insanlarda da duymaktan haz aldığım, huzur bulduğum kahkaha tipi. Ama tamam yani de nedir bu tanıdıklık hissi? Daha da sonra giderayak ortamda öyle bir sevgi ve destek gösterisi sundu ki adamımız/kahramanımız, iyice işkillendim. Hop, nasıl babacan! Nasıl babacan? Ben galiba en son böyle bir şey yaptığımda birisi tmm annecim peki annecim diye dalga geçmiştir…

İnsanın iç avlulara sığınması kolay, gelip geçenlerin ne düşündüğünü sallamadan sokağa çıkması (halen) zorsa demek. Sonra hayatın boyunca hobi olarak çıkarırsın sesini, yüzünü. Gerçekten yapmazsın , -mış gibi yaparsın. Dün üç saat kafa patlattığım kim bu sorusunun cevabındaki adamın, böyle, sokaklı bir tavrı var. Bir nevi kamusal insan demek istiycem ama biliyorum, literatürdeki kamusal insan utanan, sıkılan, disiplinli, yontulmuş bir beden gösterisi içinde. Yine de iç avluya tıkılmamış insan diycem.

Bu tanımadığına da aynı güven mesafesiyle yaklaşma halinin sokaktaki sesle, müzikle bir (ters) ilgisi olmalı. Kendi kahkahamla muhasebe yapayım diye not düşmedim yani bu kadar lafı. Yukarıda bahsettiğim karşılaşmanın ardından eve dönerken biraz şarkı türkü dinledim sokakta. Gençten biri Karadeniz şivesini zorlayarak bizim grubu feysbuk’tan bulun ha, gelin dinleyin, oraya vidyoları atın diye diye helak oldu. Bağırmak istedim, huop kasma diye. Ardından uslu uslu gitarlarını çalan birkaç genci daha geçtim; vaziyet şu: onlar çalıyor, millet şakur şukur kayıt alıyor, elde cep telefonu, çocuklar kucakta: bak yavrum eğlen, hadi eğlen, aa bak ne değişik. Tamam hadi artık eve gidiyoruz.

Toplamda birer dakika dayanabildim görüntülere, performanslara. Oturmuş ortaya veya kenara, sana bir şey çalıyorlar. İşin kötü tarafı zaten cd’leri belli, adları belli, bazen aynı şeyi çalıyorlar. İşi gücü bırakmak yerine durmuş iş edinmişsin, ay dur kayıt alalım. Görünme derdiyle de çalındığını düşünelim, ama sırf orada olmayı sevdikleri için de olabilir mi? Utanma, sıkılma hallerini aşmış, çalıyor söylüyor oynuyor, bazen kıvırtıyor ama yine de. Henüz sokakta metal riff’lerini konuşturanı görmedim yani, o yüzden fazla iddialı olmıycam ama; sesini yükseltiyor. Kocaman, kendini yaratan bir ses mi o, emin değilim, hatta maalesef sanmam. Sokak müziğini ışıklı tabela statüsünde değerlendirmemek için yavaştan sıvışıyorum, biraz daha düşünüp dönücem. Ama sokak, o sokaktaki görüntü, ses, öf nasıl bir yavanlaştı coşkulu, kocaman sesli adamlarla tanışınca!

Reklamlar

var yorum?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s