aura’nın duvarları

Sanat eserinin ve belki de sanatçının aurası kitleler söz konusu olunca pek öyle şirin bir şey değil, olmadı ki hiç. Epik,  dramatik, trajedik, yalnızlıklı -artık adını durduğun meydanın keyfine ve meşrebine göre koy- bir sınır, duvar, haddini bilmek sanatının göstergesi oldu. O sınır kırılmış da efenim sanat demokratikleşmiş mi, kitsch (bayağı) mı olmuş, yoksa ortalara mı düşmüş, bu iyi bir şey miymiş, ayaklı kitleler kulak mı olmuş falan filan, oralara hiç girmiyorum. Bugün araştırman için ne yaptın sorusuna yönelik bazı yardımcı metinleri elden geçiriyordum, sanata ve sanatçıya dair farklı neler eklenebilir diyerekten; okurken şöyle bir kısma rastladım. Hiyır kamz ‘the alıntı’:

“…in the months following the Paris riots of February 1934 the PCF slowly acquiesced to the formation, with the other left parties, of a Popular Front against fascism both French and international. This sudden cooperation created a euphoria of leftist unity, expressed through teeming street marches and collective cultural activity of all kinds, and numberless groups dedicated to agit-prop theatre, music, and sports were formed. [Workers’ strikes followed this. This is in France.] It was into such political and industrial disorder that Benjamin’s theory was pitched when it was published that spring. But strike observers were never slow to remark that the factory occupations were remarkable for their lack of class animus, always being described rather as fraternal, joyous, and carnival-like; contemporary reports of mass cultural activity during the Popular Front describe Benjamin’s masses arriving at an aestheticized, energized self-identification after their Jacobin predecessors rather than their Communist contemporaries. (…)” (ardından efenim, sanat sepet olaylarında örneğin alıcı/dinleyici kitleyle oyuncu arasındaki görünmez zar kalkmışçasına -aura gittii!- oyun oynanırken bir yeni iletişim, bir tür sırasız statüsüz bir kolektif anlaşma kaynaşma hasıl olmuş….ya da metindeki haliyle: “a powerful sense of historical and collective consciousness” durumu ortada.

(Tom Perchard’ın Popular Music and Society’de yayınlanan, caz üstüne bir makalesi, 2012)

 

Hiç ummadığım anda destek bulmuş gibiyim tezime tuzuma. Hadi gözüm aydın. Ama W. Benjamin de sağlam yazıyör, ondan oldu bu.

Reklamlar

var yorum?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s