banka

Karaköy şaşırtıcı bir “çevre”. Karaköy’de yaşayan bir martıya da sormak lazım elbette bu “milieu“de takılmak nasıl bir duygu. Şimdilik elimde martı kayıtları olmadan söyleyebileceğim şu ki her tarafı ayrı oynayan bir semt-imsi burası. Arşatırmamın selameti içün burayı bir aks gibi düşünmekle hata etmiş olabilirim: Cihangir’i ayrı, yokuşu ayrı, Tophane’ye yürüyüşü ayrı, cami çıkmazı ayrı, tramvay tüneli ayrı, balıkçı köşesi ayrı, Bankalar caddesi ayrı duyguları besliyor. Burası aksların ortaya çıkardığı hayali bir orta adeta.

Aşağıdaki vidyo bu orta-alanın sanat-sepet işlerine gönül verenlerin en çok hoşuna giden noktalarından birine dair. Bugün Salt Galata’ya uğrayıp da ziyaretçi sayısıyla ilgili ibareyi görünce aklıma ilk gelen, sayaç acaba interneti kullananlardan mı sosyal medya sayfasını sevenlerden mi kitapçıya uğrayanlardan mı yoksa ana kapıdan adımını atanların sayısını kameradan toplama usulüyle mi çalıştı, sorusu oldu. Sonra, bir milyonuncu ziyaretçin ben olayım esprisini acaba ilk kim düşündü, nasıl bir tipti, en sevdiği şarkıcı kim, İstanbul’un hangi tepesinde (veya çukurunda) oturur, diye düşündüm. Eve gelip bir de vidyoyu izleyince eğlencem katlandı: Ahahaha, nasıl ya, alışveriş merkezi insanların beynine bu kadar mı kodlanır!? Ama dur bakalım (dedi hınzır içses), mall veya kültür alanı olmasına şaşırmıyoruz madem her buldum! usulü restore edilen tarihi binanın (bkz. yarın yokmuş gibi devrik cümle kurmak), bir zamanlar banka olmasına ne diyeceksin…

Şehrin vitamini banka… Şehrin vitamini alışveriş merkezi… Şehrin vitamini kültür enstitüsü

Ayrıca, bu mekanın çağdaş kullanım amacına uygun olarak: yüksek oranda hipster sakalı, yaratıcı fikir değiştokuşu, özenli mama, afili tuvalet dizaynı gibi ayrıntıları da es geçemeyeceğim (şüphesiz, bunlar bir bankada veya alışveriş merkezinde yaygınlık göstermeyen cinsten işaretler). Bu hipster sakalı, Türkiye’ye döneli beri özel olarak ilgimi cezbeden de bir konu (aslında şimdi Karaköy’ün kahvelerinden bahsetmek vardı ya, neyse o konu biraz daha demlensin). Amerikan diyarında hipsterlık müessesesinin koyu kemik çerçeveli gözlük, komik paçalar, striped giyim tarzı ve daha birkaç ufak ayrıntı ile kendini anca ele verebildiği güneyli bir noktada konumlandığım için konuyu yakından takip edememiştim, bu açıdan fakir kalmıştım. New York gibi bir diyarda olsaydım olaylar başka türlü gelişecekti; olmadı. O yüzden sakal mevzuu ilginç geliyor herhalde, yaratıcı azim ve para ile doğru orantılı bir yanı var zannediyorum. Belki benim yaratıcılık noksanlığı yaşamamın, ızdırabımın sebebi bu tarz sakalımın olmayışı… bundan dolayı hipsterlığın hipindeki o anları kaçırıyorum. Neyse ki Kadıköy var, açığı kapatmaya yarıyor.

Karaköy’le ilgili bu notu kaparken, Bank-ı Osmanî Şahane’nin mimarı ve diğer eserleri üstüne bir makaleden (s.58) alıntı gelsin:

el-Kâsibu habîbullah.

Reklamlar

var yorum?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s