Neden etrafımızdaki her sesi dinlemeye kasmamalıyız?

Bu güpgüneşli cumartesi gününü kütüphanede geçirmeye karar verdim. Sabah 07:15’te ağız kuruluğu sebebiyle aniden uyandığım için, öhö öhö öhö, nampf nampf nampf, o sırada görmekte olduğum düşü tabii ki hatırladım; aaaa birileri evleniyordu ve ben düğüne mi nikaha mı artık ne karın ağrısıysa geç kalıyordum. Ne giysem bilemiyordum (bak sen şu işe, hayatımın tıpkısı.). O sırada o birileri evlendi tabii ki ve ben çıkışa gelmiş oldum. Hayırsever bir yurttaş beni eve bırakmayı önerdi, ama zaten düğün evimin dibindeydi. Demek ki birkaç tane evim var! Nereye geldim dememeli, nereye gidiyorum demeli. Yolda bir grup savaş gemisi toplanmış hasbihal ediyordu, zort zort zort, biz de sade yurttaşlar olarak ne ki bu acaba diye meraktaydık. Ağız kuruluğum sağolsun, bu esnada her bir karga-güvercin-köpek-kedi-ağaç yaprağı hışırtısı, her şeyi ama her şeyi duydum. Gak gurk havt haşırt. Evimizin parkelerinin gıcırtısı da dehşetli armoniktir bu arada: gacırt, gırç, gacacart, gırç, tokatakırt.

Sabah kahvesi içmek amacıyla candan bir dost çağırınca hemen atladım, dışarılara çıktım. Hüpürt ve keyfim yerine gelecek. Bir abi, üç karışlık bir Kadıköy sokağında, öndeki aracın park etmesini bekleyemedi, bastı kornaya, bastı kornaya, alacaklı gibi öttü de öttü. Haftasonu, sabah keyfi, dar sokak ve kirli hava, duman, vb. fazlaydı çünkü bize. Biz o abinin kornasını hak ettik. Sayın abicim, kısmetse o korna her sabah ciğerinde ötsün de rahat uyuyama, rahat uyanama, oldu mu. Sözüm bütün kornaseverlere. Sevmeyin ulan kornanızı bu kadar, bir sabah da bekleyin, sabredin, çalmayın, müzik yapmıyorsunuz nihayetinde, atomu parçalamaya da yetişmeyeceğinize göre? Ne iş?

…Derken kütüphane keyfim için nihayet Karaköy’deydim. Kendime bir yer bulayım da kurulayım da kitabımı da alayım da yazayım da derken bir arkadaş daha benimle aynı bölgeye konuşlandı, ayakkabılarını hızlıca atıp kuruldu o da bir yere: Önce su içti (lıkt lıkt lıkt), sonra çantadan atıştırmalık bir şeyler çıktı, onların ağızdan mideye inişini dinledim (hart hırt hirt gulp gurk), sonra kalemle saç da kaşınmış olabilir, derken bir başkası bilgisayarının sesini açtı (poink poink poink), sonra beğenmedi biraz kıstı (poink, poink, poink), böylece elmalı bilgisayarı olduğundan emin oldum. O sırada okuduğum kitapta, bu daha başlangıç, mücade… filan diyordu, korktum. Bütün bunlar akustiği diğer taraflarından daha iyi durumda olan bir bölgede olduğumuz için yükselerek duyulur oluyordu.

Şimdi ben ne yapayım? Fırt diye burnumu çekmeye başladım. Bir-iki de hapşırık oldu mu katılımım tamamdır.

Reklamlar

var yorum?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s