muhteris ile gölgesi

Az sonra burada siz sanatseverlerle paylaşacağım film izlenimi, geçen haftasonu yine sinemada izlediğim bir filmden kaynaklanıyor. Sinema salonunun aksiyonu yine yerindeydi (daha fazla bilgi için ara:İstanbul Modern). Galiba ben bu tarz ufak tefek olaylı ortamları çekiyorum. Filmin ilk birkaç dakikasını salonda ışıklar açık izledik, salon da beklediğimizden daha sıcak bir ortam oldu. Derken salondan sesler yükseldi, halk (kalın l ile)  film oynatıcıyı (bunun bir ismi olmalı) uyarıyor, öflüyordu. O sırada önlerden kafa derisi parlayan (ışık yanıyor ya, ondan) bir adam kalktı, kapıya yürüdü ve dışarıyı uyardı. Salondan sesler, klimayı da söyle! diye ünlüyordu. Yerine geri dönerken salonda bir alkış koptu. Arkadaşım, galiba o Birol Güven, dedi. Ben de, o kim?, dedim. Uzun süre televizyon dizisi izlemeyince sektörden kopuyor insan haliyle. Daha sonra film baştan başladı ve böylece filmin başını çok iyi biçimde öğrendik; artık muhteris biri ile onun gölgesi olmaya çalışan tutkulu birini görünce şıp diye tanımam lazım.

Neyse. Acımasız film hatıratına doğru şöyle buyrun:

Ün, şan peşinde ve bunlar yoluyla sağlanan iktidarı gereğinden fazla ciddiye alan tutkulu kahramanımız Küçük Adnan, bir gün okulda tek başına temrin ederken hayallerini süsleyen Kel Mahmut ile karşılaşır. Kel Mahmut hin bir konservatuvar hocasıdır, hatta bir hindistan cevizi gibidir, dışı sert ve içi yumuşaktır, ancak bu yumuşaklık huya değil derinlerdeki egosunun zayıflığına ve doymazlığına gitmiştir. Yerli Kel Mahmut’tan farkı saygısız, cinsiyetçi, ağzıbozuk, mobbing’in ustası ve yeteneğin hastası olmasıdır; takıntılı bir kişiliği vardır, yaratmanın ve sanatla uğraşanların dünyayla kurduğu ilişkiselliği düşünmek yerine küfretmekte, öğrencisini aşağılamakta ve sözle ve elle tartaklamaktadır. Kaldı ki Örümcek Adam filmlerindeki fevkalade kötü adamlardan biri gibidir; aslında zavallı bir antagonisttir.

Şansı yaver giden kahramanımız Güdük Adnan, pardon, Küçük Adnan ile antagonisti Kel Mahmut arasındaki muhabbet ilerler. Adnan sanatında ilerleme kaydetmek istemektedir; bir gün Amerika’da sadece New York’ta bulunan İMÇ’de imzaları atıp üne kavuşmanın derdindedir. Ünlü müzisyenleri dinleyip bedenlerine ve ruhlarına nasıl işkence ettiklerini düşünmektedir; çünkü büyük müzisyenler büyük acılar, kabalıklar, yoksayılmalar ve fedakarlıklara dayanarak oldukları kişi olmuşlardır. Kendisi de benzer şekilde elinden kan çıkana dek davulun derisini inletmektedir; belki de hız bateride her şeydir; belki de değildir. Sonuçta kedilerin duyabildiği ve insanların duyamadığı hızda ilerleyen bazı olaylar da var, insan tam bilemiyor… Elbette, Küçük Adnan sanatsal yaratıcılık kişinin kendini zehirleyen, ezen, yoran ve zora koşan dev gibi antagonistlerle başa çıkıp onların zehrinden kurtulduktan sonrasında gelebilir diye pek düşünmemektedir; nasıl ki çocuk doğururken çıkan bağırtı doğumla gelen aşkınlık hissini tam olarak yansıtmıyorsa bu sanat sepet işi de biraz böyle olabilir, ama nerdeeee… Zaten bu toyluğu filmin ilerleyen dakikalarında artistik patinaj (bkz. bağırtı) yapmasına  sebep olacaktır. Ama nihayetinde Adnan iyi niyetlidir. Sanatı için sevdiği kızı bile çöpe atar, gözünü bir şeyler bürür ve böyle mutludur, onay almak, Kel Mahmut tarafından görülmek, sevilmek, sayılmak, değer bulmak istemektedir. Tekrarlayalım, konunun bir ekip işi olmasını pek takmamaktadır; usta-çırak ya da efendi-köle ilişkisi onu yeterince tatmin etmektedir.

Kel Mahmut’a gelince, yetenek avcısı olduğunu ve yeteneği bir yaşam teknolojisi olarak gördüğünü tekrarlamaya gerek var; çünkü kendisi biraz mal. Bir ekip olarak müzik yapanları yönetiyor, ama grup içinde acımasız rekabete, yer kapmaya, göz oymaya inanıyor ve adeta en iyiler hayatta kalır diyor, hatayı kaldıramayacak kadar kaprisli bir ağa gibi duruyor, müzik okulundaki bir kız öğrencinin orada olması ile güzelliği arasındaki bağı sorguluyor  (ayyy sistem eleştirisine gel), yeteneği olgunlaştırmak ve görünür kılmak için onu tehlikeye atmak gerektiğine yürekten inanıyor, üstelik bir de duygusal ve cool (hem de kel). Sanırsın basketbol koçu. Zaten film de müzikle alakalı olmaktan epeyce uzaklaştı. Filmin heyecanlarına çabuk tepkiler veren salon halkı da sanırım artık bunun farkındaydı; olay bildiğin yapabilirsin Rocky oldu mu olmadı mı, sorarım!

Dönelim Adnan’ın iyi niyetine. Önemli bir performans öncesi artistik patinajı ve bir çuval inciri berbat etmesinin ardından, müzikten firar ediyor. Önce baterisiyle arasına mesafe koyan, “sıradan” bir insan gibi hayatını devam ettirmeye çalışırmış gibi yapan Adnan, Kel Mahmut’a da ayarın büyüğünü veriyor. Ancak bir gece barda Kel Mahmut’a rastlayıp yetenek ve acı üstüne kısa bir hasbıhalin ardından kuzuya dönüyor ve hemen Kurt Mahmut’un oyununa geliyor. Muhtemelen acısını hatırlıyor, bu da yeteneğininin peşinden koş ki yine aynı güzel acıyı çekebilesin diye sinyaller yolluyor beyin içi. Cool ve mal olduğu kadar patolojik bir düzenbaz da olan Kel Mahmut kahramanımızı ters köşeye yatırıyor, serim kısmında kısa bir düşüş ve seyircide üzgün suratın ardından: kusursuz sanatsal performansın ayyuka çıkmasıyla film sona eriyor. Ne güzel oldu, değil mi? Çünkü öyle kusursuz sanatsal performans diye bir şey var, değil mi?

Müzikten, bateriden, cazdan, sanat eserinde fevkaladelikten çok şey anlamayan amatör bakışımla elbette ancak bu kadar uzağa gidebiliyorum. Filmden coşku içinde çıkan nice cazsever ve bateriseverlerin olumlu yaklaşımını da düşünürsek, söz konusu Kel Mahmut’a duyduğum gıcık beni böyle çizmeye itmiş olmalı. Yaratıcı mücadele ve büyüklük böyle bir şey mi olmalı, yoksa bu -kendimizi küçük ya da büyük hissettiren müziğin çalanla değil bizimle ilgisi olması sebebiyle- tamamen ayrı bir konu mu diye sorar dururum, şu çarşı içindeki müzik okulunun önünden yürür giderken.

Reklamlar

var yorum?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s