Semte inen maç

Pazar gecesi Şükrü Saraçoğlu’nda bir maç daha vardı: Fenerbahçe-Antalyaspor. İlki ikinciyi 2-1 yendi. Yorgunluktan bu kez stada gitmek yerine oturduğum yerden dinleyeyim dedim, zaten bu kez heyecan daha fazlaydı. Alkış kıyamet, dalga dalga gelen taraftar sesleri pazar gecesi sessizliğiyle birleşti, böyle kocaman bir top oldu, balkonda karşıma oturdu. En kilit anları kayda alamadım, ancak yine bir vasat kaydı dinlerken yeni bir durum fark ettim.

  
Yukarıdaki izler kaydı tuttuğum ve kesip biçmek için kullandığım programda açılan edit ekranında sesin yükselip alçaldığı aşamaları gösteriyor. Ani çıkışlar yakın sesleri (bkz. atarlı sesler) ve kayıt cihazını çarptığım anları (ne titiz çalışmışım ama), diğer aşamalar uzaktan gelen ve ortamın düzenli sesleri (bkz.düzenin sesleri) haline gelen arkadaki ses aralıklarını işaretliyor. Kayıtta sırayla şunlar var: geçen bir arabadan yayılan şarkı sesi bangır bangır sürerken uzaktan, staddan tezahürat sesleri buna karışıyor. Kedilerin konuşmaları araya giriyor, uzun süre kamyon (?), yaklaşan ani motor ve çeşitli araç sesleri (ani olunca gürültü mü olmuş oluyor?), arkada bir uğultu halinde tezahürat, derken bir kısa ara veriyorum, tekrar kayda geçerken kendi sesim, motor ve daha düzenli, nerdeyse olağan bir tezahürat uğultusu. Muhtemelen maçın sonları. Ne motor sesi, ne tezahürat sesi kesiliyor. Çizgilerin stabil devam ettiği, abartılı inip çıkmadığı aralık, maçın uğultusunun net devam ettiği aralık yani. Araya giren her ses -benim sesim de dahil- atarlı bir ses ve bittabi münasebetsizlik olabilir.

Normalde müzik dinlediğimiz yerlerde, eğer konser alanı dışarıdan tamamen izole vb. değilse elbette, örneğin ezan okunduğunda müzik susuyor. Maçı uzaktan (gözlerim açık) dinlediğim sırada semtte ezan da okundu ama kaydedemedim. Staddakiler elbette duymadı, ama duysalar da maç durmazdı. Duramazdı. Aura diye buna diyoruz. Oysa düğünler, hoplamalar zıplamalar, musiki, restoranın müzikli yayını, eğlence vesaire böyle anlarda duruyor. Belki bir gün görkemli devlet adamları ve kadınları kendilerinden de görkemli ve sert ahlaklarını buraya da uzatmak ve bunu da kontrol altına almak isteyebilirler, onu şimdi bilemiycem. Ama şimdilik maç tezahüratı çelişkili anidenliği ve süreğenliğiyle, doğallığını ya da belki aurasını koruyor (yürü be ya!).

Yeni fark ettiğim bir durum mevzuu da buna ilişkin: Tekrar dinleyince şu kayıt, seslerin ardardalığını değil içiçeliğini dayatıyor. Şarkı sesi-motor sesi-maçta coşan adam sesi-kedi sesi sırayla belirginleşiyormuş gibi gelse de aslında kulağıma öyle çarpıyorlar diye onları ayırt edebildiğim bölmeler var; yoksa bunların hiç kendilerine ayrılmış cepleri, bölmeleri yok, birbirini beklemiyor, sıralarını beklemiyor bu sesler, hiç burjuva demokrasisi ülkülerine ve kodlarına uygun değiller. Sadece birbirlerine göre ve kaydı tutan bana yakınlık-uzaklıkları sayesinde işaretleyebiliyorum onları. Maç ise stabil, nerdeyse durağan, devamlı bir ses haline geliyor, öyle başlamadığı halde. Adeta semte iniyor ama semtten çıkmıyor; yani semte sızıyor. Etkinlik birkaç saate yayılıyor, başladığı noktadaki anidenliği değil aşamalı yükselişi -ve sosyal aktivite oluşu- verdiği hazzı yayıyor, bir ses bütünlüğü kazanıyor; örneğin eskicinin sesi, simitçinin sesi, kuru temizleme ve halı yıkamacı arabalı reklamı sesi, akordeon çalan Balkan göçmeni baba-oğulun sesi, ambülans sesi, inşaat kamyonu sesi, ezan sesi, oy isteyen seçim arabası sesi, kavga sesi, öfkeli protesto sesi gibi semte girip çıkmıyor (evet canım maalesef; yerleşik mimari-dini-idari-canlı veya cansız kalıplar ne kadar yerleşik ve sevilesi ve buralı olsalar da ortamı aniden yarıp giren sesleri sayesinde aslında hep birer intervention oluyorlar. Yani araya giriyorlar. ). 

Maç tezahüratları, kavgaları vb.seslerin de aslında şehrin düzenine girdiğini, o yüzden onların da doğallık taşımadığını düşünmeye zorlayabiliriz kendimizi. Zamanlanmış, kurala bağlanmış, belli bir iz ve yön takip etmeye zorlanmış oldukları için bunlar da disipline edilmiş coşkulu sesler nihayetinde. Stadın dibindeki anidenlik, bizim balkona gelene dek ortamın yerlisi, düşük-şiddetli ve yayılmış bir sese çevriliyor olabilir (ki öyle). Bir başlangıcı var, yani anidenlik taşıyor. Ancak, süreğenlik de taşıyor, çünkü sessizliği yırtarcasına, pat diye değil, uğuldaya uğuldaya yanaşırcasına, rüzgar gibi devam ediyor, dalgalanıyor (bkz. huzur). Yani stada zorla götürülmüş biri bahsettiğim huzuru teyit edemez tabii ki, belki de maçın sesi uzaktan hoş geliyor. Anne fısıltısı gibi geliyor, ninni gibi dalgalanıyordu valla kayda bakarsan (dikkatli dinle, kayıt kötü diye bahane bulma.)

Bunun lo-fi, hi-fi kavramlarıyla cebelleşirken bir anlamı var; epeydir kafa yorduğum ses ve karşılaşma/encounter meselesine de ekledikleri var. İş, buralı olup olmamak değil, ciyaklayıp ciyaklamamaktır demeye geliyor. Birbirinin ardına eklenen değil içine geçen sesler bize hoş mu geliyor?

İşte bu noktada yukarıda sıraladığım diğer örneklerin uykuda/latent bir özelliği de olabileceği aklıma geliyor: 

İnşaat kamyonu tam bir barbar; kaldırımları yol olarak kullanıyor, gece 10’da da aramıza katılabiliyor, çok büyük çaplı bir gürültü yaratıyor, o konuşurken evde insan kendi sesini duyamıyor, üstelik barbar kamyoncuk bizi dönüştüreceğini, deprem ve kum-çakıl-deniz tozu ile yapılmış binalardan kurtaracağını söylüyor ama kendisi taşeron, yersiz yurtsuz ve güvencesiz (böyle yazınca katalizör ruhlu avangard gibi durdu sanki ama yanılmayın, o iş kolay değil). Ama gürültüsünü duydukça, o bağırtı bütün güne yayıldıkça ona alışıyoruz. Onu kullanan adam bile kamyona alışıyor. Araya giriyor dediğim şey içimizden biri, düzenimizin parçası oluyor. Aşama aşama bizi sarıyor, açıkçası kimimiz onsuz bir hayat düşünemiyor. Atarlı kamyon oluyor sana düzenli kamyon. 

Ani başlayan seslerden biri olarak kayda yansıyan ama bir yandan da düzenin sesi olarak görev yapan ezan sesi misal. Mahalleye vaaz yayını yapan, sadece Müslüman ahali değil, gayrımüslim komşular da dinlesin diye cuma hutbesini veya Kadir Gecesi duasını hoparlör yayınıyla geniş çaplı ve yüksek volümden yayan cami ortamı, mahallemizde sessizliği yarıyor, araya giriyor, ama yarım saat ve yukarısı yayında kalarak bütünlük kazanıyor. Tıpkı maç örneğinde geçen haz gibi onun da haz verdiği kimseler bulunuyor. Huzur, haz ve süreğenlik. Durağanlık.  Suyun içinde yüzer gibi. Bitmeyen bir uğultu. Anakucağı gibi. (Bilemiyorum, belki bu noktada Žižek notlarini yardıma çağırmam gerek.)

Kayıtta kayıt cihazına yaklaştığı için aniden yüksek ses getiren motorlu araçlar da diğer örnek. Bangır bangır müzik yayını, taşkın teker sesleri gibi asi gençlik öğelerini barındıran bu arkadaşların direksiyonunda kocamış veya genç emekçiler veyahut da bıkkın, yorgun adamlar, yanlarında da sessiz veya gürültücü arkadaşları olabilir. Ben onları bir kalıba tıkmıyorum ancak bu inatçı gürültücü tavırlarıyla onlar kalıba dünden girmiş olabilirler. Belki bir yere yetişmek mecburiyetinde olabilirler. Yükleri ağır, zamanları dar olabilir. Rahat batmış, evde uslu durmak yerine haytalık yaparak kişisel gelişimlerini tamamlıyor da olabilirler. Bütün yayalar neden bana yol vermiyor, neden bütün yollar bana açılmıyor diye sabırsız bir öfke ve kibir içine de girmiş olabilirler. İşte bu ahval ve şerait içinde dahi vazifeleri geceyi yarıp hızlıca geçmek olabilir (dünyada onca yüce amaç ve sükunet bulabilecekken tutup hız ve gürültü ülküsüne takılmak… Ne diyorsun bu işe Virilio?). Ancak tıpkı maç gibi bu da durmuyor, başka sesleri beklemiyor, tezahürat için düşündüklerim sözde araya giren sonra da içimizden biri olan motor sesi için de geçeli olmuyor mu? Kabul ettiğimiz, rıza gösterdiğimiz, onay verdiğimiz, hayatımızı devam ettirmek için mecbur olduğuna inandığımız gürültü, artık gürültü sayılır mı?

Bazen bir uğultu yalnızca bir uğultudur, bazen bir uğultu yoldan geliyordur.

 …farkındaysanız araya giren kendi sesime hiç bulaşmıyorum. Bir bulaşsam, yandım.

Reklamlar

var yorum?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s