Kurbanizm-3

Yazının devamındaki  şarkının konusu, bir av türü.  Şiş ve kavurması güzel oluyormuş, avda değişiklik arayanlar bakınabilirler belki, hm? Yemedi mi, n’oldu? 

 kaynak:http://www.huffingtonpost.com/chris-sosa/shark-week-is-a-disgrace_b_3711081.html  
 Yoldayım. Yoldayım yazmaya çalışırken elim kaydı, yokdayım yazdım, çünkü tabletin klavyesini hızlı ve yanlışsız kullanma becerim de bir yere kadar. Ama yokta olduğumu, yokun bir yer olması halini kendime ima etmem aniden hoşuma gitti (büyük, kocaman, sevimli bir egoya sahibim ama sürçmek aslında sağaltıcıdır diye bildiğim için kendisiyle seviyeli bir birlikteliğimiz var). Tek harf yanlışından resmen haz aldım. Ama l ile t’nin hakkını mı yemiş oldum? l düşünce k’ye kaldı bir an meydan, bu kez de t tam kendine fırsat bulacakken (bkz: sert sessizler ve Fıstıkçı Şahap’ın maceraları veya “otobüsden”, “uçakdan” inmekte, “bulutdan” nem kapmakta, “ağaçdan” düşmekte sakınca görmeyenlerin karanlık hükümranlığında artık Türkçe konuşurken kullanılmayan bir sanat), evet ne diyorduk, tam t ile k buluşacakken d hişş huop ben burdayım diyerek hortladı, l’yi yola getirdi. Elim sürçtüğüyle kaldı çünkü yok yok nereye kadar! Bu başkalaşım da olamadı. 

Yola çıkmadan önce, kendini kör köstebek, inatla tekrar etmenin hayatta ne kadar kötücül bir şey olduğuna dair bir mektupçuk yazdım, sahibine verdim. Ne o öyle, seri üretim bandı gibi! O kadar kötü ki dünyanın bütün duaları birleşse, pozitif enerjileri biraraya gelse, türlü çeşitli kurban kavurmaları bin kaplan gücünde kalkan olsa, o kötü karmanın önüne geçemiyor, kısır inat kendi kurbanını en inatçılarımız arasından seçiyor. Bu yüzden mektupçukta aşırı takıntılı insanlardan (örneğin: böyle yap! Bunu ye! Eve girerken bu kelimeyi söyle! Üç kere cama vur! Her sabah kahveyi o ince kulplu bardakta iç. Gazı kapattın mı? Bugün ayın 8’i, sekiz kere zıpla. Toz alırken toza üfle ki üstüne konmasın. Saat 12:30’da kalkan trene 12:00’de git -ki dakik olmak makinalara yakışıyor-. 12 punto ile yaz, yoksa okumam. Gereksiz bir ayrıntıyı önemse çünkü aslında o yarın gerekli olacak.) bahsettim; mesela Batı (ki durmadan taze kan alarak değişiyor) hikayelerindeki takıntılı, her kılı kırk yaran tiplerin mucit, devrimci, yenilikçi olarak övgü tarihine yazılabildiğini (ne hikmetse, onca dışlanmaya rağmen tek başına Voltran’ı oluşturduğunu) not ettim. Zaten yukarıdaki takıntıları standart kurma kaygısıyla kültürüne yediren de onlar oluyordu. Buralarda ise takıntılar ancak olumsuz ve ölümcül konularda kültüre yediriliyordu (gitme, ölürsün; çıkma, ölürsün; yeme, ölürsün; konuşma, ölürsün; benim dediğim gibi olmazsa herkesi yakarım; oyunu benim istediğim gibi oynamazsak bozarım, vb.) işte bu yüzden pratik kaygılarla Voltran yanı sıra Fıstıkçı Şahap diyelim, değer verelim Fıstıkçı Şahap’lara, kusursuza meyleden bireyci aydınlanmanın bizdeki karşılığı kolektif (ama kolektif, genel demek değildir illa ki; aldanma cicim) yunan yıkanan, yan yana (seçilmiş) harflerin uyumlaştığı Fıstıkçı Şahap olsun! 

Bu sebeple de mektubumda da Batı hikayelerinin aksine, bizde bu aşırı takıntılı, ince işlerin insanının tımarhaneyi ve benzer kapalı ve dar mekanları boyladığını çıtlattım. Çünkü kaygımız standart kurarak ortak fayda sağlamak değil, ezerek, yoksunlaştırarak varlığın, hamiliğin değerini öğretmek olmuştu. Basit Batı/Doğu ayrımı türküsünü okumak zorunda kaldım açık seçik olmak adına. Tiksiniyorum şu an kendimden; sekiz kere hayır yazmak zorundayım şimdi. Saplantılı insanların her şeyi ve herkesi yola getirmekle kafayı bozduğuna, öte yandan sabit fikirli insanların (burada dur! Beni sev! Bunu giy! Şunu önemse! Buna dil çıkarma! Onu deme!) değişmeyeceğine, onları doğal seçilimin huysuz ve tatlı kollarına bırakmak gerektiğine ağırlık verdim. Çünkü o insanlar bizi dipsiz kuyulara gönderdiler zaten, gönderiyorlar, gönderecekler. Sabitler ya, ondan olmakta bütün bu illet. Bu arada sabit fikirli insanlar, illa kendi yöntemlerinin en iyisi, en kestirmesi olduğunu iddia ederken etrafını kendine benzetmekte, etraf kururken, kendileri dinç kalmaktaydı, hadi son bir dem. Üstelik saplantılı insanlar da onlarla aynı kulvarda takılarak onlara benzemekteydi, daha da beter olmaktaydı. Farkındaysanız iki tip arasında pek fark kalmamaktaydı; illa aydınlatıcam seni diyen sabit fikirli bunak ve saplantılı öğretmenin kuru, neşesiz, tasasız öğrencisi (ve kurbanı) onun ampulü ile her yanı 7/24 aydınlatınca, olayı saplantıyla abartınca herkes ışıktan hasta olmaktaydı falan filan. Sabit fikirliyle saplantılı arasında hakikaten bir fark görmüyorum ki ikisinin tanımını birbirine katıyorum. Sonuçta bu denklemden bir Voltran ekibi çıkmamakta, bütün Fıstıkçı Şahaplar dükkânı başka yere açmaktaydı. Bu tür konular toplumsal ekolojistler tarafından da incelenmiş olup, hiç de iç açıcı sonuçlar sunulmamıştı. Neyse. Böyle ortamlarda kuru inatla hareket edenler sayesinde yaş inatlar da kurban olurken, hareket özerkliğinin kimde olduğu, yani iktidarın kimde olduğu, yani kimin kime kurban olmak için yanıp tutuştuğu da belki belli oluyordu biraz. Kurban olmak için can atmak niye, zamanımız ve canımız birinin sabit fikirli “benliğine” sunulacak kadar bol mu temasıyla mektubumu bitirdim. Acaba okuduğunu anladı mı? Zaman gösterecek. O sırada daha da saplanmaz diye umuyorum… Olduysa böyle,  ben mola yerinde bir Susurluk ayranı içmeye iniyorum. Olmadıysa da iniyorum.
Bol köpüklü ayranı hüpletmeye giderken soruyorum: gerçek kurban kim? Kurban olarak kesilen biçilen arkadaş mı, yoksa kurban ritüelini isteyen, arzulayan, dayatan cemaatler mi? Daha neler neler sormak isterdim, ama halen yoldayım.

Konuyla ilgili olarak endüstriyel metale gönül vermiş bir Voltran ekibinden geliyor:

Reklamlar

var yorum?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s