yer yer kariyer

Kariyerimle ilgili en sevdiğim taraflardan biri, özgeçmişimi güncelleyip şöyle bir nasıl olduğuna bakıvereyim dediğimde, telgrafın tellerine konan kuşlar misali kalıba sığmadan, yere konmadan geçen vaktin özetini görmek. Aslında ayan beyan ilintili, benzer pozisyonlarda atlayan, devam eden insanlar var ya, neredeyse sıkıcı bir düzen ve istikrar, işte bazen onlara imreniyorum (ama neyse ki uzun sürmüyor, akabinde böyle biriyle karşılaşıyorum -ilahi bir hikmet- ve bana çilelerini anlatıyor, ben de meraktan ve kibarlıktan sebeple durup dinliyor, çökmüş ruhunu birkaç dakika izleyip ortamdan sıvışmanın yollarını arıyorum). Bir kağıt parçası olarak özgeçmişim üzerinde gördüğüm çeşitlilik ve yer yer yetersizlikler (sektöre yetmiyoruz kuzuciğim) de bana gelişim romanlarını andıran cinsten, o yüzden ha gayret bir umut devam edip başka türlü bir çileyle gidiyorum. Dışarıdan pek çile gibi görünmeyen bu durumu doktora mahkumlarına sorarsak, Hades’le kahvaltı tadı yakalamanın yollarını anlatıyorlar. En yeni örneği, şurada fizik doktorasına dair duygularını paylaşan birinin yazısı, ki Facebook’ta müzikoloji doktorasını bırakan ve sahalara atılan bir tanıdığım vasıtasıyla yazıdan haberim oldu; paylaşırken iyi ki de doktorayı bıraktım yahu demiş.

Aslında insan çocukken içine dert olan, takıntıya sebep, arzu ettiği ve bir anda elinden kaçan bir anıyla besleyebiliyor kariyerini. O zaman dünya biraz daha onurlu bir yer oluyor. Madem takıntılıyız, bari bir işe yarasın. Mesela küçükken paslı demirden oklar yapıp savaşçılık oynarken bulmuşsun kendini, büyüyünce Orta İskender oluveriyorsun (büyük ve küçük kapıldığı için kaderine sen de biraz razı geleceksin). Ya da küçükken evlenenlerin gösterişine takılmışsın, evlenmek istemişsin; büyüyünce boşanma avukatı oluyorsun, büyük güç… Veyahut da efendim (burada ağzımızı bir şapırdatarak), küçükken hakem olmak istemişsin, herkese eşit uzaklıkta takılan, sen de haksızsın sen de haksızsın, hepiniz haksınızsınız ben dahil diyen saçma bir figür; Türkiye gibi bir yerde büyürsen hayat-boyu depresyonuna eşlik edecek bir meslek ediniyorsun, mesela psikolog veya motorlu kurye ya da güvenlik görevlisi… İşte bu ıstırap seni kendine köle ediyor, çağırıyor; başka ortamlarda belki bir işe yararsın, bilemiyorum… Şaka bir yana,  uzun zaman aynı okulu okuyup/kurallı bir hırsın peşinden koşup ani bir kararla okulu bırakan, işi yakan, alıştığı ortamını terk edenlerde apaçık kendini gösteren bir mecburiyetten bahsediyorum: buna İngilizce’de my calling diyorlardı galiba. What is calling you?  veya Seni tutuşturan nedir? Belki insanlar ikiye bile ayrılıyordur: Tutuşanlar ve aile mesleğini devam ettirenler. Peki aile mesleğine tutuşanlar? Al işte, yine bir ters köşe.

Kendimi ters köşede görmek istediğimde bazen, geçen 10 yıl boyunca dolandığım yerleri olayları mevzuları kısa süreyle rafa kaldırıp, iş başvurusu yapıyorum. Birkaç gün önce yine böyle bir hataya düşüp satış elemanı arayan ilanlarla dolu bir haldeki kariyer sitelerine daldım. Öyle durumlarda insan kendini gerçekten değersiz ve yeteneksiz hissediyor; göreceli bir yoksunluğu mutlak bir yoksunluğa çeviren durumdur bu. Aradıkları deneyime ve özelliklere sahip değilsin, bu özelliğe sahip olan muhtemel tanıdıkların ama işten dolayı depresif depresif ortada geziniyorlar. Demek ki mevzu çökmekten geçiyor. Bu insanlar neden çöküyorlar? Dahası, neden bunlara başvurmakta inat ediyorsun? Sonra bir ilana rastlıyorsun, editör diyor, hmm… Ona buna akıl vereceğine biraz kendin editle bakalım. Neden olmasın. Bir kişilik testi yapmanı istiyor ama. Dandik kavır-letır’ı herkes yazar.

Kişilik testi şöyle: Huysuz musun, becerikli mi, kadirşinas mı yavaş mı? Bu dördünden, elma-armut-kiwi-baklava arasından sana en az uyan ve en çok uyanı seç. Çünkü hepsi midene iniyor nihayetinde. İtiraz ediyorum. Ben üzüm severim. Mideme indirmeden uzun uzun düşünürüm, hangi üzümü alsam diye; eve getirince de önce biraz seyrederim, karakalemini çalışırım… Neyse, bu kalıpla tekrar eden sorular var; incommensurable tabir ettiğimiz, birbiri cinsinden ölçülemeyecek nitelik ifadeleriyle dolu, ölçülürse kafanızın bir milyon olacağı bir tehlike arz ediyor testimiz.  İyimser miyim, yoksa inatçı mı; dikkatli miyim, yoksa konuşkan mı? Birbirine çevirmeye uğraşana dek bunların hepsi olabilirdim; enerjimi ona harcayabilirdim. Oysa şimdi neoliberal takılıyorum (enerjime hayıflandığım andan itibaren başlıyor bu takılma); ikisi de ayrı ayrı değerli olanlar arasından hangisi daha değerli, bankamatiklerimiz mi taş atan çocuklar mı ne diyon uleyn seyn‘cilik oynuyorum adeta. Sakin ve heyecanlıyım, mantıklı ve sezgiselim, kuralcı ve deneyselim, daha da kötüsü alter egomla da çok iyi anlaşıyoruz.

Bu testin özel bir adı var -özel bir geliştirme süreci olduğu ve iler tutar yanlarına dair işverenleri ikna ettiklerini de tahmin etmek zor değil. Belli nitelikleri çocukluğumuzdaki, çevremizdeki iyi ve kötü anılarla yerleştiriyoruz zihnimize; ama bu test, dikkatli’yi şey gibi düşünmemizi destekliyor belki de farkında olmadan. Dikkatli, bir sapık da olabilir. Kuralcı, bir anne de olabilir. Eğlenceli, çat diye terk eden bir kız arkadaş da olabilir. Sakin, okulda son gün son saate dersi konan, herkesin uyuduğu anda Spinoza’ya asırlar öncesinden yardım ve yataklık gönderecek birinden bahseden felsefe öğretmeni de olabilir. Sonra Spinoza ve bilgisayar, aman oooğluuum ne ilginç. Geçmiş olsun. Neyse, ne diyordum, bu testi sevmedim.

Bu test kırılsın istiyorum, çünkü soruları cevapladıkça kendimden şüphe ediyorum. Saçma bir eleme süreci bitiyor, sıkılıyorum artık veee sonuç. Neyi yönetiyormuşum haberim yok, ama direktör diyor. Direktör.

(Buraya masa altına saklanarak, tükürüklerini tutamadan gülme efekti gelecek.)

 

 

Reklamlar

var yorum?

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s