sergilenen ömür

Dünyanın En Uzun Yaşayan Adamı Zaro AğaDünyanın En Uzun Yaşayan Adamı Zaro Ağa by Mevlüt Çelebi
My rating: 2 of 5 stars

Keçi yoğurdu, saflık ve erken dönem Cumhuriyet medyasının şaşkınlıkla karışık bilgiçliği. Herhalde, tekrarlarla dolu bu biyografi taramasından su yüzüne çıkan temalar bunlar benim için. Keçi yoğurdu, tasadan hırstan azad olmuş bir hayat ve yalın günlerin faydasına içten içe şahitlik edebilir insan; Zaro’nun uzun hayat hikayesinde saklı göç, hamallık, İstanbulluluk, kayıt kuyut olmadan bir adamın yurt dışına ‘gezmeye ve sergilenmeye götürülmesi’nin gerisindeki ilgisizlik ve bulanıklık ise hayret verici – ama kitabın belgeleri tekrar tekrar aynı şeyi anlatacak şekilde sunması biraz dikkat dağıtıyor ve yüzeyde takılı kalıyor. Kitabın ikinci yarısında daha belli oluyor, sanki kendisi de istemiş gitmeyi. Ama 1920-30’lardan kalan medyatik bilginin yüzeyinden derine de inemiyoruz haliyle. Aslında Tophane, Eyüp civarının tarihi de göçle, yer değiştirmeyle biraz karışıp kaybolduğu için mi bir adamın hayat hikayesinden iyice derine inemiyoruz? Zaro’nun parayla olan ilişkisini okurken de şaşırdım; bir karakter özelliği gibi anlatılan durumun ardında etnik İstanbulluluk, dışarıdanlık, zaman ve yorgunluğun etkisi ne? Yerli yurtlu bir Doğulu ortalama ömründe bile daha fazla çocuk sahibi olacak diye beklerken Zaro Ağa ekstra ömründe nasıl 13 çocukta kalmış 1900’lerin ilk çeyreğinde? Gazetelerin bu Bitlisli-İstanbullu uzun adamın hikayesine duydukları kibirli tavır niye peki? Kitabın sonunda biraz bunları da tartışacaklar diye beklerken ‘işte olası turistik öğe’ paragrafı niye?

Dayandım ve tekrar tekrar aynı bilgileri sunan, bir doğru bir yanlış, adeta kulaktan dolma gibi yazılmış gazete küpürlerini filan da okudum: derlense, dizin yapılmasa daha kısa sürecekti kitap ama bitti nihayet. Yabancı basının ilgilendiği Zaro Türk basınında ballandıra biberlendire, bir yere vurula bir göğe atıla yazılan Zaro’nunkinden zaman zaman daha netti, daha az duygusaldı, daha çerçevesi geniş gazete haberlerine dönüşmüştü. Ne zaman ki ölmüş, Türk basınında biraz daha boyutlu, daha analitik haberler, yorumlar çıkmaya başlamış, ‘yaş’ bahsi yine ön alarak tabii. O analitik yazıların arasında birkaç tane reaksiyoner, saçma denecek yorumlar da dizilmiş yine. İlginç değil mi?

View all my reviews

Advertisements