bir binanin gozleri ve mimarinin elleri

Gecen kis ve bahar burada sinema vizyonunun atli ve savasci kahramanlari diriliyor, paganik bir aliskanlikla ön-ulusal gururlanma hikayesi bir afiste birlesiyor ve bize gurur verebilecek yeni ask masalinin ne oldugunu mujdeliyordu. Ondan birkac yaz once bu bina, ‘artik’ atil olmustu ve toplumsal bir hareketlenmenin gobegi olan Taksim’de sloganlara duvar gorevi de gordu, gostericiler ancak tepesine cikarak seslerini duyurabilecegini hatirla(d)(tt)i, ve iktidar da bundan kapacagi akli kapti. Gecen yaz ilahi bir gosteri sahnesinin izleyicisiydi bu binanin gozleri artik. Bir otoparkin ‘yani’, bir afis duvari, bir atil mekanizma, ama aslinda oyun sahnesi olarak, kendimize disaridan bakip buyuyecegimiz bir yer gibi dusunulmustu; yukaridaki kisa vidyonun da anlattigi gibi aslinda toplumsal arbedelerimizi izleyen bir seyirci oluverdi. Simdi kendimize hep iceriden bakabilecegimizi mujdeleyenlerin yanina katiliyor.
Bu kultur ‘merkezinin’ ilk defa tamamlandiktan bir sene sonra yandigini biliyor muydunuz? Mimarinin elleri icin ne buyuk cefa.

vidyo via http://www.inenart.eu/?p=3586

daha da fazlasi icin bkz. http://senseoftime.inenart.eu/?p=2692