Lezzetli Çipetpetler

Naki Tez’in İstanbul’un kuşçuları üstüne belgeseli, bir hobinin yerini (mahallelerini), zamanını, işitsel hacmini, sürgün verdiği etnik dalları, toplumsal cinsiyet ve statü sınırlarını çiziyor. Olayın bir çipetpet-ştet ştet ştet olduğunu sananlar yanılıyormuş, meğer “Sarayburnu’ndan gelen kuş yorgun olurmuş.”

Kuş seslerini oturarak dinlemek için kuşçu kahvelerine; gezerek ve ayakta dinlemek için de şu taraflara: Üsküdar, Çamlıca, Kasımpaşa, Tatavla, Dolapdere, Edirnekapı, Kocamustafapaşa, Beykoz, Adalar, Balat, Eyüp, Fatih-Karagümrük, Sarıyer, Kurbağalıdere… Çok gürültülü veya derin ormanlık alanlarda kuş seslerini hem duyup hem de kuşları yakalamak kolay olmasa gerek. Buradan işaretle İstanbul’un kırlık haritasını tahayyül etmek mümkün. Nasıl da erkekliği kurmaya yarar bir hobi olduğunu da yine görüntülerden, konuşmalardan, yüzlerdeki heyecandan okuyoruz. Bebek arabasına kuşu da ekleyip hem çocuk hem kuşu dolaştıran adamın hikayesi ne ola ki yoksa?

Advertisements